Etiket arşivi: sadaka

Sadaka

Bir insanın kendi isteğiyle yalnızca Allah rızası için yaptığı her türlü yardım ve iyiliğe sadaka denir. Sadakada
miktar ve zaman sınırlaması yoktur. İnsanlar bu yardımı istedikleri zamanda ve miktarda yapabilirler. Ayrıca sadaka
verecek kişinin zengin olması gerekmez. Bu yüzden sadaka, zekâttan daha kapsamlı bir yardım şeklidir.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyuruyor: “Sadaka malı eksiltmez…” (Müslim, Birr, 69.)

 

Allah, insana verdiği nimetlerden başkalarını da faydalandırmasını tavsiye etmiştir. Elindeki
imkânları başkalarıyla paylaşan insanlar aynı zamanda Allah’a şükretmiş olurlar. Ayrıca Allah,

“Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.” [Hadîd suresi, 18. ayet]

buyurarak böyle davrananlara yaptıkları iyiliklerin karşılığını fazlasıyla vereceğini bildirmiştir.

 

Sadakanın Dindeki Yeri ve Önemi

 

İslam dini, yoksulları ve düşkünleri koruyup kollamayı öğütlemiştir. İnsanlara yardım etmeyi ve
eldeki imkânları başkalarıyla paylaşmayı teşvik etmiştir. Allah, Kur’an-ı Kerim’de bu konu ile ilgili
şöyle buyurmuştur:

“… Aranızdan, inanıp da (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük ecir vardır.”[Hadîd suresi, 7. ayet]

Kişinin yakınları için yaptığı harcamalar da sadakadan sayılmıştır. Bu husus bir ayette şöyle
ifade edilmiştir:

”…Anaya, babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan (hizmetçi ve benzeri) kimselere iyilik edin…”[Nisâ suresi, 36. ayet]

Dinimiz, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem vermiştir. Peygamberimiz yardımlaşmanın önemini şöyle dile getirmiştir:

“…Kim Müslüman kardeşine yardım eder ve onun ihtiyacını karşılarsa; Allah da ona yardım eder. Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse; Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir…”[Buhari, Mezalim, 3. ; Müslim, Birr, 58.]

Hz. Muhammed’in verdiği bu müjdeli haber, Müslümanları, toplumsal yardımlaşmaya yöneltmiştir. Bu yardımlar zamanla kurumsal hâle gelmiştir. Atalarımız, dinimizin bu emrini yerine getirmek için çaba harcamışlardır. Yoksul ve
kimsesizlerin beslenmeleri için aşevleri (imarethaneler), hastaların tedavisi için hastaneler (darü’şşifalar),
yaşlıları korumak için huzurevleri (darü’l-acezeler) açmışlardır. Ayrıca öğrencilere yardım etmek, öksüz kızlara çeyiz hazırlamak, bilimsel çalışmalara katkı sağlamak, hatta ağır kış şartlarında, hayvanlara yiyecek sağlamak gibi çok yönlü hizmet veren vakıflar kurmuşlardır. Müslümanın, ihtiyaç sahibi kimseleri düşünmesi, onlara yardım elini uzatması gerekir. Örneğin, Medineli Müslümanlar, Mekke’den gelen muhacirleri kendilerine kardeş kabul etmişler, yiyecek ve içeceklerini onlarla paylaşmışlardır.