Etiket arşivi: oruç

Ramazan Orucunun Sünnetleri

* Sahura yapmak

* Sahur yemeğini imsak vaktinin sonlarına doğru getirmeye çalışmak

* İftarı yemeği konusunda acele etmek.

*İftara başlarken hurma veya su ile açmak.

*Orucumuzu açarken şu duayı okumalıyız:“Allâhumme leke sumtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve alâ rızkıke eftartu veli savmi ğadin neveytu fağfir limâ kaddemtu vemâ ahhertu.”

 Anlamı: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla.”

* Fakirlere,yetimlere,kimsesizlere,komşulara,akrabalara ifter yemeğine davet etmek veya göndermek.

Peygamber Efendimiz (asm), “Oruçluya iftar ettiren kimse, oruçlunun sevabında bir eksilme olmaksızın, oruçlunun alacağı sevap kadar sevap alır” buyurmuştur.[1]

* Gıybet,dedikodu,yalan,iftiralardan,kişileri azarlamaktan,küfürden uzak durmak. Orucumuzu bütün organlarımızla tutmak.

Peygamber Efendimiz (asm), “Hiçbiriniz oruçlu iken kötü söz söylemesin. Bağırıp çağırmasın. Kendisine ağır sözler söyleyen birisine dahi sadece, ‘Ben oruçluyum!’ desin” buyurmuştur.[2] 

* Kur’ân okumak

* Salavat getirmek

*Sadaka vermek

Kaynaklar:

1- Tirmizî; 2- Buhârî, Müslim

Oruç Ve Ezan

Ezan ile yaşanılan problemlerden bazıları :

1)    Bizim köyün,mahallenin hocası ezana başlamadı ama diğer caminin hocası ezana başladı,iftar etsek mi ?

2)    İftar vakti geldi ama hoca hala ezana başlamadı,iftar etsek mi ?

3)    İmsak vakti geldi ama hoca henüz ezana başlamamış yemeye devam etsek mi ?

4)    Ezan okunuyor ama iftar etmek için ezanın bitmesini beklemeli miyiz ?

Her şey vakittir.Hocanın ezanının bir bağlayıcılığı yoktur.Hoca da insandır , o da takvime,imsakiyeye göre ezan okur ama olur ki saati ileri olabilir,saati geri kalmış da olabilir.Dolayısıyla biz,vakte göre hareket ederiz,hoca ister ezanı okumuş ister okumamış olsun vakit ne diyorsa biz de onu deriz.Ezan tam vaktinde okunduysa ezanın bitmesini beklemek gerekli değildir.Karşı caminin hocasının ezanı kimseyi bağlamaz çünkü ezan bağlayıcı değildir.

Oruç Kefâreti Nedir ?

Keffâret, Ramazan ayının hürmet perdesini yırtmanın, ya’ nî Ramazan orucunu bile bile bozmanın cezâsıdır. Oruç keffâreti için ard arda altmış gün oruç tutmak lâzımdIr. Ramazan günü özürsüz, bir orucu bozmanın cezâsı, altmış gün, bir gün kazâsı ile 61 gün oruç tutmaktır.

Bunun için keffârete halk arasında “61” denmektedir. Keffâret sadece Ramazanda kasten bozulan orucun cezâsıdır. Başka oruçlar bozulduğunda keffâret gerekmez.

Birkaç Ramazanda keffâretleri olan veya bir Ramazanda iki gün keffâreti olan kimse, birinci keffâreti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir keffâret yapar. Birinci keffâreti yapmış ise, ikinci keffâreti de ayrıca yapması lâzımdır.

Keffâret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özür ile veya bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden altmış gün tutmak lâzım olur. Kadınlar özür sebebiyle bozunca, yeniden başlamaz. Özrü bitince geri kalan günleri tutarak, altmışa tamamlar.

Devamlı hasta veya yağlı olup altmış gün oruç tutamıyan kimse, bir fakîri, bir günde iki defa doyurmak üzere altmış gün yedirir. Altmış fakîrin her birine 1750 gram buğday veya un, yahut bunların kıymeti kadar ekmek, başka mal veya altın, gümüş vermek veya bunları bir fakîre altmış gün vermek de câiz olur.

Doyurmak için kâğıt para da verilir. Oruç tutabilen kimsenin fakîrleri doyurmak sûretiyle keffâretten kurtulmaya çalışması câiz değildir.

Oruç Bir Nefs Eğitimidir

“Oruçlu için iki sevinç vardir: Birincisi orucu açtigi zamanki sevincidir. Digeri de Rabbi’ne kavustugu zamanki sevincidir.” (Hadis-i Serif)

Ruh ve bedenden yaratilan insan, madde ile mananin birlesiminden meydana gelen bir güzelliktir. Oruç, madde ile mana arasinda bir denge ve maddenin lehine bozulan dengeyi aslina iadedir. Böylece, Allah’i tanimak ve O’na kulluk etmek için yaratilan insan, himmetini yaradilis gayesine yogunlastirarak Allah’in rizasina ulasir.

ARZULARIN KÖLELIGINDEN AZAT OLMAK

Yeryüzünde halife olarak yaratilan insan, Allahu Tealâ’ya kulluk etmedigi taktirde, Allah onu masivanin kölesi yaparak cezalandirir. Böylece insanoglu, kendisine hizmet için yaratilan seyleri gaye haline getirip onlari Allah gibi sevmeye baslar (Bakara/165). Bu da gönül ve fikir dünyasinin madde tarafindan tutsak edilmesi demektir.

Allahu Teâlâ, böyle nefsanî zevk ve sefa pesinde kosarak maddenin tutsagi haline gelen kâ­fir­lerin hallerini muhtelif ayetlerde söyle beyan etmektedir: “Hevâsini kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü?” (Furkan, 43). “Davarlarin yedigi gibi yer ve içerler. Onlarin yeri atestir.” (Muhammed/12). “Onlar hayvanlar gibi, hatta hayvan­lar­dan da asagidirlar.” (Araf/179).

Bu ayetler her ne kadar iman etmeyenleri tasvir ediyorsa da, madde, makam, söhret gibi seylerin tutsagi haline gelen müminler de anilan ayetlerin muhatabi olmaktan kurtulamazlar.

Iste müminleri bu esaretten kurtaracak en tesirli ibadet oruçtur. Çünkü oruç, nazarlari maddenin ve midenin ötesine çekerek, insana yaratilis gayesini hatirlatir. Bu yüzden bütün ilâhî dinlerde oruç vardir. Kur’an-i Kerim’de söyle buyurulur: “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmis ümmetlere farz kilindigi gibi, size de farz kilindi. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara/183)

BIR ‘KORUNMA’ EGITIMI

Orucu layikiyla tutan bir insan bütün haram olan fiillerden, zulüm ve fenaliktan uzak durur. Allah’in emirlerine riayet etmekle kalmaz, yaptigi amelleri de ihlâsla, sirf Allah rizasi için yapmaya gayret eder.

Evinde her türlü nefis yiyecekler olan bir kimseyi düsünelim. Bu kimse oruçluyken karni aç oldugu halde o yiyeceklere elini sürmez. Halbuki orucunu bozsa kimse görmeyecek. Fakat Allah görecek. Yine oruçluyken yanindaki helâline elini sürmez. Çünkü Allah görüyor.

Demek ki bu insan, hiçbir mani yokken sirf Allah rizasi için bunlara elini sürmüyor ve bu sekilde nefisle aralarinda cereyan eden mücahedede Allah namina hareket ediyor. Sayet nefsine uyup orucunu bozacak olsa, kendisini altmis gün keffaretle cezalandiriyor.

Sirf Allah rizasi için helâl malini yemeyen bir mümin, nasil olur da baskasinin haram malini yiyebilir? Allah rizasi için sehvetini zaptedip, helâl olan esine dahi dokunmayan bir mümin, nasil olur da haram olan bir kimsenin irz ve namusuna musallat olabilir? Keza kendi malindan zekât veren bir kimse, nasil olur da baikasinin malini çalabilir?

Iste orucun farz oldugunu beyan eden ayetteki “umulur ki korunursunuz” ifadesinin hikmetleri, oruçta tam manasiyla tezahür ediyor.

‘ORUÇTA RIYA YOKTUR’

Oruçlu olan bir kimse, Allahu Tealâ’nin huzurunda vicdaniyla basbasadir. Oruç disaridan görülebilen bir ibadet degildir. Bu sebeple Hz. Peygamber A.S., “oruçta riya yoktur” buyurmustur.

Amellerin kabulü için esas olan ihlâs, müminin düsünce ve fiillerini mahlukatin mülahazasindan uzak tutmasidir. Bütün ibadet ve amellerimizde ihlâsi kazanmanin en tesirli egitimi ise oruçtur. Ihlâsla nefis mücahedesine alisan bir mümin, Allahu Tealâ ile sicak bir irtibat kurar ve böylece Allah’i görüyormus gibi hareket etme kabiliyeti kazanarak “ihsan” mertebesine ulasabilir.

Iftar vaktine kadar Allahu Tealâ’nin kendisine lutfettigi nimetlerden nefsini mahrum birakan oruçlu, bu nimetlerden devamli mahrum olan insanlari kesfeder. Kalbi yumusar, merhameti galebe eder ve elindeki imkanlariyla baskalarini gözetmeye baslar. Fakir fukaraya yardim eder. Evinde iftar ettirir. Böylece  makam-mevki farki sözkonusu olmadan toplumda huzur, itimat, muhabbet ve kardeslik gelisir ve büyür.

Burada sadece bir kismini arz etmege çalistigimiz gibi, oruç nefsin kötü olan sifatlarini egiterek iyilestirir. Böylece mümin, gücü nisbetinde nefs-i emmare mertebesinden nefs-i mutmainne makamina dogru yükselir. Bu suretle Allah’in rizasini kazanip atesten korunmus olur. Onun için Hz. Peygamber A.S. buyurur ki: “Oruç atese karsi bir perde, müstahkem bir kaledir.”

Kaynak: Semerkand

Ramazan Ayı,Oruç ve Teravihin Faziletleri

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

•   Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: Ademoğlunun yaptığı her amel(in sevabı) on mislinden yedi yüze kadar katlanır. “Ancak oruç hariç. Çünkü oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. Zira oruç tutan benim için şehvetini, yemesini içmesini terk eder.”

•  Oruç cehenneme karşı kalkandır.

•  Oruçlu için iki ferah (sevinç) vardır: Biri iftar ettiği zamanda, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu zamandadır.

•    Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (Müslim)

•    “Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, Cehennem kapıları kapanır, hiçbir kapısı açılmaz, Cennet kapıları açılır ve hiçbir kapısı kapanmaz. Bir nidacı şöyle söyler:

‘Ey hayır işlemek isteyen, gel, ey günah işleyecek olan, günahtan vazgeç.’

(Ramazan ayında) Allâh’ın cehennemden âzâd ettiği kulları vardır. Bu, Ramazan’ın her gecesi böyledir.”

•    “Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek terâvih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.

Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.

Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Müttefekun aleyh)

•    “Kim ki, yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa,

Allâhü Teâlâ o kimsenin yemeyi, içmeyi bırakmasına bir kıymet vermez.. ”

•   Ramazan ayın(da günahlar)dan sakınınız. Çünkü diğer zamanlarda olmadığı kadar sevaplar kat kat verilir. Günahlar da böyle kat kattır.

(Taberanî, Sağir)

Kaynak:Fazilet Takvimi

Oruç

Oruç nedir?

Oruç, İslam dininin beş şartından biri. Yılda bir ay, ramazan ayında, Tanrı’ya kulluk ve ibadet amacıyla, tanyerinin ağarmağa başlamasından güneş batmasına kadar, niyetlenerek bir şey yiyip içmekten ve orucu bozan başka şeylerden nefsi korumak suretiyle tutuluroruç

Orucun Arap dilindeki karşılığı “savm” kelimesi olup, bu kelime “bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi” manalarına gelmektedir.

Oruc’un kısımları nelerdir?

Oruç altı kısma ayrılır.

1- Farz Oruç: Ramazan ayı orucunun edası da, kazası da farzdır.

2- Vacib Oruç: Nafile olarak tutulan, sonradan bozulan orucun kazası.

3- Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9 ve 10’uncu veya 10 ve 11’inci günleri oruç tutmak sünnettir. Bu oruca Aşura Orucu denir.

4- Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9 ve 10’uncu veya 10 ve 11’inci günleri oruç tutmak sünnettir. Bu oruca Aşura Orucu denir.

5- Mekruh Oruç: Ramazan bayramının birinci günü ile Kurban bayramının dört gününde oruç tutmak,ara vermeden yani, akşam iftar etmeden 2-3 gün peş-peşe oruç tutmak (ki buna savm-ı visal denir) mekruhtur. bayram günleri de dahil bütün sene boyunca aralıksız her gün oruç tutmak da mekruhtur.

6- Nafile Oruç: Yukarıda sayılan vakitler dışında, kerahet olmayan günlerde oruç tutmak ise nafiledir.

Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?

Büluğa ermiş, aklı başında kadın ve erkek her Müslüman, Ramazanda oruç tutmak bir kulluk borcudur ve farz-ı ayndır. Yolcu ve hasta olanlara da oruç farzdır. Ancak Ramazanda tutmaları mecburi değildir.

Oruçta niyetin hükmü bedir?

İbadet niyet ile olacağı için oruç ibadetinde de niyet şarttır. Niyet, asıl insanın kalbindedir. Yarın oruç tutacağını bilmek ve içinden geçirmektir. Dil ile söylemek ise, şart olmamakla beraber sünnettir. Gece sahura kalkmak da niyet yerine geçer.

Neden oruç tutmalıyız?

Mümin, herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah’ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak maksadıyla oruç tutmalıdır Orucunu bedene, topluma kazandırdığı hususların bulunması ile beraber, insan orucu bunlar için değil sadece Allah emrettiği için tutmalıdır.

Oruç tutmanın farz olmadığı durumlar nelerdir?

1- Yolculuk

2- Hastalık

3- Gebelik ve çocuk emzirmek

4- Yaşlılık

5- Aşırı açlık ve susuzluk

6- İkrah

Orucun temel şartları nelerdir?

Oruç tutmak için niyet etmek, niyetin başlama ve bitme zamanını bilmek, tan ağarmaya başlamasından güneş batıncaya kadar orucu bozan şeylerden sakınmak gerekir.

Oruca niyet nasıl edilir?

Oruç tutmak için niyet şarttır. Niyet, akşam ya da sahurda yemek yedikten sonra “Allah rızası için ramazan orucunu tutmaya niyet ettim” diyerek edilir. Mutlaka bu cümleyi söylemek şart değildir. Zihinden geçirmekle de niyet olur. Sahura kalkmak da ayrıca bir niyettir.

Nafile ve Adak orucu ne demektir?

Ramazan ayında tutulan farz olan orucun dışında nafile olarak, ya da adamak suretiyle tutulan oruçlar vardır. Ramazan ayı dışında sevap kazanmak amacıyla tutulan oruçlara nafile oruç denir. Bir işin olması veya bir dileğin gerçekleşmesine bağlı olarak tutular oruca da adak orucu denir.

Keffaret nedir?

Bozulan bir günlük Ramazan orucu yerine altmış gün oruç tutmak.

Kaza nedir?

Bozulan oruçun yerine günü gününe oruç tutmak.

Orucu bozan haller nelerdir?

Hem kaza, hem de kefareti gerektiren haller:

1- Gıda sayılabilecek şeyleri yemek, içmek, sigara, afyon gibi keyif veren maddeleri kullanmak, ağza giren yağmuru kasten yutmak, kar ve dolu gibi maddeleri bilerek yemek.

2- Cinsi münasebette bulunmak.

Sadece kaza etmeyi gerektiren haller:

1- Çiğ pirinç, hamur, un ve bir defada çok miktarda tuz yemek (az tuz yenirse kefaret gerekir).

2- Pamuk, kagit yemek, çakil, tas, toprak gibi maddeleri yutmak,

3- Makata veya mesaneye ilaç vermek, genize gidecek şekilde buruna ilaç damlatmak, kulağa yağ damlatmak

4- Ağıza alınan suyu veya ağıza giren yağmur, kar gibi maddeleri hata ile yutmak,

5- Unutarak bir şey yedikten sonra, orucunun bozulduğunu zannederek yeyip içmek,

6- İmsak vaktinin gelmediğini veya iftar zamanının geldiğini zannederek, yanılıp bir şey yemek,

7- Eşine dokunma, öpme suretiyle inzal olmak (boşalmak),

8- Kendi arzusu ile dışarıdaki sigara dumanını içine çekmek,

9- Kendi arzusu ile ağız dolusu kusmak,

10- Dişler arasında kalan nohut büyüklüğündeki kırıntıyı yutmak (daha küçük olan kırıntı orucu bozmaz),

11- Deri altına, kas’a veya damara yapılan her türlü ilaç ve aşılar,

12- Sakız çiğneyip suyunu yutmak,

13- Ramazan orucu dışında kalan diğer oruçları kasten bozmak.

Orucu bozmayan haller nelerdir?

1- Unutarak bir şey yeyip içmek,

2- Çiçek aşısı gibi deri üzerinden yapılan aşılar,

3- Kan aldırmak (vücuda kan verilmesi ise orucu bozar ve kaza gerektirir),

4- Göze sürme çekmek veya ilaç damlatmak,

5- Kendiliğinden inzal olmak (boşalmak), cünüp olarak sabahlamak,

6- Banyo yaparken kulağa su kaçması,

7- Burundaki akıntıyı (sümüğü) boğaza çekip yutmak,

8- İstemeden ağza gelen kusmuğu yine istemeden geri yutmak,

9- Ağza tükürüğünü toplayıp yutmak (orucu bozmasa da mekruhtur),

10- Eşi ile öpüşmek,

11- Banyo yapmak (serinlemek amacıyla banyo yapılması mekruhtur)

12- Abdest alma gayesi dışında ağza su alıp çalkalamak.