paylasmak_1257809363-680x365

Paylaşma Ayı Ramazan

Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anh rivayet ediyor:

Resûl-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Veselleme “Hangi oruç daha faziletlidir?” diye soruldu.

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Ramazan’a hürmeten Şaban ayında tutulan oruç” diye cevap verdiler. Yine soruldu:

“En faziletli sadaka ne zaman verilendir?”

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Ramazan ayı içinde verilen sadakadır” buyurdu. (Beyhakî, 4:305)

Ramazan bir paylaşma,dayanışma ayıdır. Bu ayda gönüllerimiz birleşir,kalplerimiz ısınır,dostluk,muhabbet,heyecan hislerimiz artar. Aç kalanların halinden anlarız. Oruç başkalarının fakirlik sıkıntılarını, onların maddi ve manevi hallerinden anlamamız için ve ihtiyaç sahibi kişilerin yardıma ve şefkate muhtaç olduklarını aklımıza getiren ibadettir.Sadece kendi menfaatlerimizi düşünmememiz gerekir.
Böylece insan kendi cinsine karşı şefkatli davranmakla hakikî mânâda bir şükür kapısını açmış olur. “Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakirini bulabilir. Ona karşı şefkate mükelleftir.”

Oruç vasıtasıyla nefsine açlık acısını çektirme mecburiyeti olmasaydı, insan şefkat ederek yapmakla vazifeli olduğu yardımı yapamazdı. Çünkü açlık sıkıntısını bilmeyen insan başkasının derdini nasıl bilecek, nasıl yardımına koşacaktır? Atalarımız bile “Tatmayan bilmez” demişlerdir.

Bu açıdan Ramazan, fakir fukaranın gözetildiği, yoksulların yardımına koşulduğu, yalnız ve kimsesiz insanların elinden tutulduğu bir mevsimdir. Oruçlu mü’minlerin bu ayda hayır ve hasenat yapma,fakir ve fukaralara yardım etme, infakta bulunma,kimsesizlere el uzatma gibi konularda bereketli ve hayırlı bir yarış içine girmelidirler.

Hayır yaparken, sadaka ve infakta bulunurken, bu işi yapanlar bundan çok büyük bir haz duyarlar ve ferah dolu bir zevk alırlar.

Râşid ibni Sa’d Radiyallâhu Anhın rivayet ettiği bir hadiste Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem infakta bulunanları şöyle tarif ediyor:

“Ramazan ayında bol bol infakta bulunun. Çünkü o ayda infakta bulunmak, Allah yolunda infakta bulunmak gibidir.”
(Kenzü’l-Ummâl, 8:464)

 

Bir Cevap Yazın