Kategori arşivi: DUA REHBERİ

DUA REHBERİ

Ezan Duası

أَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّآمَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَآئِمَةِ اٰتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذ۪ى وَعَدْتَهُ

Okunuşu:

“Allâhümme Rabbe hâzihi’d-da’veti’t-tâmmeh, ve’s-salâti’l-kâimeh, âti Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fadîlete, veb’ashü makâmem-mahmûdeni’l-lezî va’adteh.”

Anlamı:

“Ey bu eksiksiz davetin ve kılınan namazın sahibi! Muhammed’e vesîle’yi ve fazîleti ver. O’nu, vaat ettiğin Makam-ı Mahmûd üzere dirilt”

Makbûl Dualar

Duada istenecek en mühim şey Allâh’dan günahlarının ve kusurlarının affı ve âfiyettir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Rabb’inden dininde ve dünyanda ve âhiretinde af ve afiyet iste. Eğer sana bunlar verilirse kurtulmuşsun demektir.” buyurmuşlardır.

Mazlumun bedduasından sakınmalıdır. Zira Hadîs-i Şerîfde “Üç kişi vardır ki duaları reddolunmaz: İftar edeceği sırada oruçlunun, adaletli idarecinin ve mazlûmun duasıdır.” Diğer Hadîs-i Şerîfte “Babanın evladına duası, müsafirin ve mazlûmun duası reddolunmaz.” buyurulmuştur.

Hastanın duası makbûldür. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Hastayı ziyârete girdiğin vakit ona senin için dua etmesini söyle. Muhakkak onun duası meleklerin duası gibidir.” buyurmuşlardır.

Din kardeşine gıyabında yapılan dua da makbuldür. Hadîs-i Şerîfte “En süratli kabul olunan dua gâibin gâibe duasıdır.” buyurulmuştur.

Zira bu dua riya vesair şüphelerden uzaktır, sırf Allâh için yapılan duadır.

Duâ ederken, doğudan batıya bütün Ümmet-i Muhammed’e birden duâ etmelidir. Duayı yalnız kendisine tahsis etmemelidir. Bir beldeye yağmur yağdığında, o beldede olan bütün bağlar, bahçeler, tarlalar sulandığı gibi Allâh katında makbûl olan bir duâ sebebiyle Cenâb-ı Hak bütün halkı ilâhî ihsânına mazhar eyler.

Allâhü Teâlâ’nın en sevdiği dua Ümmet-i Muhammed’in bağışlanması için yapılan duadır. Yani: “Allahümmağfir li-ümmeti Muhammedin rahmeten âmmeten.” (Allâh’ım, rahmetinle bütün Ümmet-i Muhammed’i bağışla) diye dua etmektir. Bu sebepten umûma, bütün Müslümanlara duâ eylemeli. Çünkü bu duâ Allâh katında kabul olunur da bütün müslümanların ihyâsına, faydalanmasına sebep olur. Bundan büyük nimet olmaz. Cenâb-ı Hakk cümlemizi duâsı makbûl ve râzı olduğu kullarından eyleye. Amin. (Miftâhu ‘l-Kulûb)

Kaynak:Fazilet Takvimi

DUANIN KABÛLÜ

DUANIN KABÛLÜ VE İNSAN HAYATINA ETKİSİ

Duanın İnsan Hayatına Tesiri Dua; mü’minin kendini Allah’a yaklaştırmak için yaptığı
bir çaba, psikolojik bir rahatlık, huzur ve mutluluk kaynağıdır.

Dua; mü’minin Rabbi ile irtibatını sağlar, Allah’a olan inancını ve güvenini pekiştirir, sıkıntılı ve darlık zamanlarında bir ümit ve sığınak olur, insanı yalnızlık hissinden kurtarır.

Dua; maddî hastalıklara zemin hazırlayan stres, sıkıntı
ve dertleri yok eder, psikolojik ve ruhsal hastalıklara ilaç olur, maddî hastalıkların iyileşmesini hızlandırır.

Dua; insanı görünür görünmez kaza, bela ve musibetlerden korur, insanın hayır ve hasenat yapmasına vesile olur, alçak gönüllü olmasını sağlar, insana kulluğu hatırlatır ve onu yüce Allah’ın gazabından korur.

Dua; insanın yalnızlığını giderir, insana dert ortağı olur. İnsan ancak gücünün yettiği işleri yapabilir ve sıkıntıların üstesinden gelebilir, fakat gücünü aşan konularda zorlanır. Bu zorluk insana acziyetini, kulluğunu ve Rabbini hatırlatır, O’ndan yardım istemeye yöneltir. Zorlukları yenme ve işlerde başarılı olmanın yolu duadan geçer. Pek çok insanın başarısının arkasında ağzı dualı insanların / anne-babanın hayır duası vardır. Birçok sıkıntı ve başarısızlığın arkasında zulüm ve mazlumun bedduası vardır. Dünya nüfusunun yoğunluğuna rağmen birçok insan,
yalnızlıktan şikayet eder. Fertler arasındaki iletişim zayıflığı, sevgi yetersizliği, komşuluk ve arkadaşlık bağlarının kaybolması sebebiyle insanlar, birbirlerine yabancılaşmıştır.
“Ferdîleşme” olarak adlandırılan bu olgu, bireylerin hayata bakışlarını olumsuz etkiler. Böylece insan, kalabalıklar içinde yalnızlık çeken bir varlık konumuna düşer. Bu nedenlerle stres, gerilim, sıkıntı ve yalnızlığın sonucu “depresif ” hasta sayısı her geçen gün artmaktadır. Endişe, güvensizlik, trafik sıkışıklığı, ulaşım zorluğu, iş hayatındaki rekabet, gelecek hakkındaki belirsizlik ve geçimsizlik gibi olgu ve kaygılar, kişinin ruh hâlini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu tür bunalım ve çıkmaza giren bir kısım insanlar, olumsuz eylem ve davranışlara, sakinleştirici ve uyuşturucu maddelere yönelmektedir. İşte bu gibi durumlarda insandaki Allah ve ahiret inancı ön plana çıkar; sabır,
irade, azim, çalışma, tevekkül ve dua gibi dinî değerler, insanları zorluklara karşı motive eder, psikolojik rahatlama sağlar, yalnızlık hissini ortadan kaldırır, manevî güç verir.Dua; mü’minler için manevî bir sığınaktır, yardım, moral ve güç tazeleme kapısıdır. Bu itibarla dua, müslümanın hayatının ayrılmaz bir parçasıdır, gecesinde ve gündüzünde, evinde ve iş yerinde gönlü ve dili hep duadadır müslümanın. Duası kabul olan kullar arasına girebilirse insan, dünya ve ahiret mutluluğuna ermiş demektir.

Sahabeden Hz. Enes’in bildirdiğine göre; “Dua eden mü’minin en az üç kazanımı olur: İstediği hemen verilir veya günahı bağışlanır veya sevabı ahirete bırakılır.” (Abdürrazzâk, Dua,
No: 19649)

 

Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Dua eden bir mü’minin; günah olan bir şeyi istemedikçe veya akrabalık ilişkisini kesmek için dua etmedikçe, Allah ya onun duasını kabul eder veya ondan duası nispetinde bir kötülüğü uzaklaştırır veya onun duası kadar günahlarını siler.”
(Abdürrazzâk, Dua, 18650)

Kaynak:Diyanet

Peygamberimizin(S.a.v) Günlük Duaları

Sabah Uyanınca Okunacak Dua

Okunuşu:”Elhamdulillahillezi ehyana ba’de ma ematena ve ileyhi’n- nüşur.”

Anlamı: “Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandıran) Allah’a hamdolsun. (kıyamette) O’nun huzurunda toplanılacaktır.”  (Buhari  11-96)

Akşam Okuncak Dua

Okunuşu:“Allâhümme bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’l-masîr ”

Anlamı: “Allahım! Senin lutfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Huzuruna varılacak olan da sensin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Daavât 13)

Yemekten Sonra Okunacak Dua

Okunuşu:”Elhamdulillahillezi et’amena ve segana ve cealena müslimin.”

Anlamı: “Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah’a hamd olsun. ” (Ebu Davud, At’ime 15)

Elbise Giyerken Okunacak Dua

“Elhamdulillahillezi kesani haza ve razeganihi min ğayri havlin minni ve la guvvetin.”

Anlamı:”O Allah’a hamd olsun ki, benden bir kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rızık olarak verdi.”  (Tirmizi, deavat: 107)

Camiye Girerken Okunacak Dua

Okunuşu:”Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahummeğfir li zunubi veftah li ebvabe rahmetike.”

Anlamı:”Allah’ın adıyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah’ım , günahlarımı bağışla ve bana rahmet kapılarını aç.”  (Müslim, Müsafirin 68)

Camiden Çıkarken Okunacak Dua

Okunuşu:”Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahumme inni es’eluke min fedlike, allahumme e’sımni mineşşeytanirracim.”

Anlamı:”Allah’ın adıyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah’ım , Senden fazl-u (ihsanını) diliyorum. Allahım, beni rahmetinden uzaklaştırılmış şeytanın şerrinden koru.”  (Buhari, teheccüd  25)

Eve Girerken Okunacak Dua

Okunuşu:”Allahumme inni es’eluke hayral mevleci ve hayral mehraci bismillahi ve lecna ve bismillahi haracna va alallahi rabbina tevekkelna.”

Anlamı: “Allahım! Her giriş ve çıkışımda senden hayır diliyorum. Allah’ın adıyla evimize girer, Allah’ın adıyla çıkarız ve Rabbimize dayanıp güveniriz.”  (Ebu Davud, Edeb: 112)

Evden Çıkarken Okunacak Dua

Okunuşu:”Bismillahi tevekkeltu alellahi la havle ve la guvvete illa billahil aliyyil azim.”

Anlamı: “Allah’ın adını anarak (evimden çıkıyorum) ben, Allah’a dayanıp tevekkül ettim. (her türlü) kuvvet ve kudret ancak yüce Allah’ın yardımıyladır.”  (Tirmizi, deavat: 34)

Gece Uyumadan Önce Okunacak Dua

Okunuşu:”Bismike Allahumme emutu ve ehya.”

Anlamı: “Senin adını anarak ölür ve dirilirim (uyur ve uyanırım) Allahım!”  (Buhari, Deavat: 7)

Su İçtikten Sonra Okunacak Dua

Okunuşu:”Elhamdulillahillezi segana azben furaten birahmetihi ve lem yec’alhu milhen ucacen bizunubina.”

Anlamı: “Bize tatlı soğuk su içiren ve günahlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamd olsun.”  (Ebu Nuaym)

Helaya Girerken Okunacak Dua(Sol Ayakla Girilir)

Okunuşu:Bismillahi Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhebaisi.

Anlamı: Allah’ın adıyla, Allahım, her türlü pislikten ve pis olan şeylerden(erkek ve dişi şeytanların şerrinden) sana sığınırım.”  (İbni Mace, Teharet: 9)

Heladan Çıkarken Okunacak Dua(Sağ Ayakla Çıkılır)

Okunuşu:Ğufraneke, Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani.

Anlamı:  (Allahım!) Senin mağfiretini dilerim.Benden eza veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.  (İbni Mace, taharet 10)

Hapşırma Esnasında,

Aksıran kimsenin;  “Elhamdulilllah” “Allah’a hamd olsun” demesi, o’nu işiten kimsenin de: “Yerhamukeallah” “Allah sana merhamet etsin” demesi gerekir.Aksıran kişi, yanında “Yerhamukeallah” denildiğini duyunca:  “Yehdina ve yehdikumullah ” ” Allah bize ve size hidayet versin”. Veya, “Yehdikumullahu ve yuslihu balekum” “Allah, sizi doğru yola yöneltsin ve işlerinizi düzeltsin” demelidir.  (Buhari, Edep: 125)

DUANIN ÖNEMİ

DUANIN ÖNEMİ

Dua, insanda doğuştan var olan bir duygudur. Bu sebeple bütün dinlerde dua mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan, hayatının herhangi bir anında dua ihtiyacını hisseder. Çünkü her insan, zaman zaman üstesinden gelemeyeceği birçok olay, üzüntü ve sıkıntı ile karşılaşır. Böyle anlarda insan, Allah’a sığınma ve O’ndan yardım isteme ihtiyacı hisseder ve dua eder.Normal zamanlarda dua etmeyen veya Allah’a inanmayan insanlar bile üstesinden gelemedikleri olaylar karşısında,darda kaldıkları ve sıkıntıya düştükleri zamanlarda dua ihtiyacı hissederler. Bu da insanın duaya muhtaç olduğunun delilidir.

Yüce Allah, bu durumu Yûnus sûresinin 12. ayetinde şöyle açıklar: “İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarardan dolayı bize hiç dua etmemiş gibi davranır. İşte aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle süslü gösterilmiştir.”

Aynı şekilde, Lokman sûresinin 32. ayetinde;

“(Denizde) onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O’na halis kılan gönülden bağlılar olarak Allah’a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca, içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez” buyrulmaktadır.

Bu iki ayetten anlaşılacağı gibi, dua etmek, insanın fıtrî bir özelliğidir. Yine bu ayetlerde Yüce Allah bize, duanın sadece sıkıntılı zamanlarda değil, her zaman yapılması gerektiğini de hatırlatmaktadır.Dua yaptıktan sonra insan, gönlünde bir ferahlık ve rahatlık hisseder, isteğinin yerine getirileceği hususunda ümitvâr olur. Bu yönü ile dua, ruhî bunalımlara karşı koruyucu sağlık tedbiri konumundadır.

1. Dua, İlâhî Bir Emirdir

Dua etmek, ayet ve hadislerde övülmüş ve teşvik edilmiştir.

“Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin.” (A’râf, 7/55; bk.En’âm, 6/63)

 

“Korkarak ve umarak O’na dua edin.” (A’râf, 7/56)

 

“(Ey Peygamberim!) De ki; duanız / ibadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkân, 25/77)

 

Peygamberimiz (s.a.s.); “Ey Allah kulları! Size dua etmenizi tavsiye ederim.” (Hâkim, De’avât, I, 493; Tirmizî, De’avât, 102)

 

“Duayı terk etmek isyandır, günahtır.” (Heysemî, Ed’ıye, 2, No: 17194)

 

“Dua etmekte aciz olmayın, çünkü dua eden hiçbir insan helâk olmaz.” (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No:871; Hâkim, De’avât, I, 494)

 

“Biriniz dua edip bir şey istediği zaman çok istesin. Çünkü o, Rabbinden istiyor (O’nun nimeti, keremi ve lütfu çok ve boldur).” (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 889)

 

“Biriniz dua ettiği zaman istediğini çok ve büyük istesin.Çünkü Allah’a hiçbir şey büyük ve çok gelmez.” (İbn Hıbbân, Ed’ıye,No: 896) buyurmuştur.

Dua eden kimse, Allah ve Peygamberin emrine uymuş, ibadet etmiş, Allah’ı anmış ve sevgisini kazanmış olur. Nitekim

Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:“Allah’ın fazlından isteyin, çünkü Allah kendisinden bir şey istenmesini sever. En faziletli ibadet (dua edip) bir sıkıntının kalkmasını beklemektir.” (Tirmizî, De’avât, 116)

2. Dua, Bir İbadettir.

Peygamberimiz (s.a.s.); “Dua, ibadetin özüdür.” (Tirmizî, De’avât, 1)

 

“En faziletli ibadet, Allah’tan sıkıntıyı kaldırmasını beklemektir.” (Heysemî, Ed’ıye, 7, No: 17202)

 

“Dua, mahza ibadettir” buyurmuş, sonra Mü’min sûresinin;“Rabbiniz buyurdu ki: ‘Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir’ anlamındaki 60. ayetini okumuştur.(Tirmizî, De’avât, 1; bk. İbn Mâce, Dua, ; Ebû Davut, Salât, 358; Hâkim, De’avât, I,491; İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 890)

 

Sahabeden İbn Abbâs, “En faziletli ibadet duadır” demiş ve yukarıdaki ayeti
okumuştur. (Hâkim, De’avât, I, 491)

3. Dua, Allah Katında Çok Değerlidir

 “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur.” (Tirmizî,De’avât, 1; İbn Mâce, Dua,1)

anlamındaki hadis bunun delilidir.Çünkü, dua eden kimse, Allah’ın varlığını, yüceliğini,kudretini ve kullarına yardım eden olduğunu, acziyetini ve Allah’a muhtaç olduğunu kabul ve ikrar etmiş olur.

4. Dua, Rahmet Kapılarını Açan Bir Anahtardır

“Dua, rahmet (kapılarını açan) bir anahtardır” (Süyûtî, I,486)

anlamındaki hadis, dua eden kimsenin Allah’ın merhametine mazhar olacağını ifade etmektedir.İnsan, içinden gelerek “Rabbim! Allah’ım! Nimetlerini ihsan eyle, affeyle, yardım eyle, musibetlerden koru” ve benzeri

dilek ve isteklerini Allah’a arz ettiği zaman, Allah, rahmet kapılarını kuluna açar, ona yardım eder.

5. Allah, Dua Etmeyene Kızar

“Kim Allah’a dua etmezse, Allah ona gazap eder.” (İbn Hıbbân, Zikir ve Dua, No: 890; Hâkim, De’avât, I, 491; Tirmizî, De’avât, 2; İbn Mâce,Dua, 1)

anlamındaki hadis, bu gerçeği ifade etmektedir. Çünkü
dua etmeyen insan; hem Allah ve Peygamberin “dua edin” emrine uymamış, hem de büyüklenmiş, kendisini müstağni görmüş demektir. Bu durum, “kulluk” ile bağdaşmaz ve Allah’ın gazabını celbeder.

6. Dua, Mü’minin Manevî Silahıdır

“Dua, mü’minin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur.” (Hâkim, De’avât, No: 1812; Heysemî, Ed’ıye, 5, No: 17198)

anlamındaki hadis, duanın mü’mini birtakım sıkıntı, kaza ve belalardan koruyacağını ifade etmektedir. Buradaki “silah” izâfî anlamdadır. İnsan “silah” ile düşman saldırılarına karşı kendini korur. Hadiste dua da silaha benzetilmiştir. Çünkü insan dua ederek Allah’tan kendisini görünür görünmez kazalardan,belalardan ve âfetlerden korunmasını ister. Eğer şartlarına uygun ve ihlâs ile dua edebilirse, Allah onu korur. Böylece dua, mü’minin manevî silahı olur.Dua etmemizi emreden yüce Rabbimizin, Kur’ân’ın ilk sûresinde bize nasıl dua edeceğimizi bildirmesi, duanın öneminiortaya koymaktadır:

“Bizi sırat-ı müstakime / doğru yola ilet.” (Fâtiha, 1/6)

İnsanın hayatındaki en değerli an, yüce Allah’a yöneldiği ve onunla baş başa kaldığı zaman dilimidir. Allah ile baş başa kalmanın en güzel vasıtası ise duadır. Dua eden insan, bütün varlığı ile Allah’a yönelir ve O’ndan istek ve dilekte bulunur. Ayet ve hadislerde her konu ile ilgili onlarca dua örneklerinin bulunması, duanın dindeki yerini ve önemini ifade eder.

Kaynak:Diyanet

DUA KAVRAMININ ANLAMI

DUA KAVRAMININ ANLAMI

A. SÖZLÜK VE TERİM ANLAMI

Sözlükte; “çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek” anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah’ın yüceliği karşısında insanın aczini ve zafiyetini itiraf etmesi, sevgi ve saygı ile O’nun lütuf, nimet ve yardımını, dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı gidermesini; günah, hata ve kusurlarını bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve O’na hâlini arz edip niyazda bulunması demektir. (bk. Rağıb ve İbn Manzûr, d.’a.v. maddesi) Dua kavramı; “saygı” ve “Allah’ı anma” (ta’zîm ve zikir) ile “çağrı” ve “istekte bulunma” (nidâ ve istiâne) anlamlarını birlikte içerir. Dua; sınırlı, sonlu ve aciz olan insanın bütün benliğiyle sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi olan yüce Allah’a yönelip O’ndan istek ve dilekte bulunması, O’nunla arasında bir köprü ve diyalog kurmasıdır. Dua eden insan; bütün zayıflığı, acizliği ve ihtiyaçları içinde, Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin ve yüceliğinin, isteklerini ancak O’nun lütfu ve yardımıyla elde edebileceğinin bilincindedir. Bu bilinçle yapılan dua; insanın Yaratan’ına olan inancının, güveninin ve O’na teslim oluşunun bir göstergesidir. İşte bundan dolayı

Peygamberimiz (s.a.s.); “Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 870; Ahmed, II, 362; Tirmizî, De’avât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)

B. DUA ANLAMINA GELEN KUR’ÂN KAVRAMLARI

1. İbadet

“Dua” kavramı, ibadet anlamına geldiği gibi “ibâdet” kavramı da dua anlamına gelir. Meselâ şu ayette geçen “ibâdet” kelimesi, “dua” anlamındadır:

“Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana dua (ibadet) etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 40/60)

Sahabeden Nu’mân ibn Beşîr, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in minberde, اَلدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ “Dua ibadettir” dediğini, sonra sözüne delil olarak bu ayeti okuduğunu söylemiştir. (Tirmizî, De’avât, 2; bk. İbn Mâce, Dua, 1; Ebû Davut, Salât, 358)

2. Salât

Sözlükte dua anlamına gelen “salât” kelimesi Kur’ân’da; namaz anlamında kullanıldığı gibi sözlük anlamında da kullanılmıştır: Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:

“Ve onlara dua et; çünkü senin duan, onlara huzûr ve sükûn verir.” (Tevbe, 9/103)

“Görmedin mi, göklerde ve yerde olan kimseler ile kanatlarını çırparak uçan kuşlar Allah’ı tespih ederler? Her biri kendi duasını ve tespihini bilmiştir…” (Nûr, 24/41)

3. Nidâ

Sözlükte çağrı anlamına gelen “nidâ” kavramı, Kur’ân’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu örneği zikredebiliriz:

“(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı (nâdâ).” (Enbiya, 21/83)

4. Kavl

Lügatte söz anlamına gelen “kavl” kelimesi, Kur’ân’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz:

 “O, Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkârsın, dedi /diye dua etti.” (Sâd, 38/35; Âl-i İmrân, 3/38)

5. Tazarru

Yalvarmak anlamına gelen “tazarru” kelimesi dua ile eş anlamlıdır. Şu ayeti örnek olarak verebiliriz:

“Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar / dua etsinler diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.” (En’âm, 6/42)

6. Suâl

Sözlükte istemek ve sormak anlamına gelen “suâl” kelimesi, bir kısım hadislerde dua anlamında kullanılmıştır. Şu örnekleri verebiliriz:

“Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Müslim, Dua, 72; Tirmizî, De’avât, 9)

“Allah’tan cennet istediğiniz zaman Firdevs cennetini isteyin.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Cenne, 4) Allah’tan bir şey istemek, O’na dua etmektir.

7. İstiâne

“İstiâne” yardım istemek anlamında olup bir kısım ayet ve hadislerde dua anlamında kullanılmıştır. Şu örnekleri verebiliriz: Yüce Allah, Fâtiha sûresinde bize;

“Ancak Senden yardım isteriz” (Fâtiha, 1/5)

şeklinde dua etmemizi öğretmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de, yaptığı konuşmalarına;

“Her türlü övgü Allah’a mahsustur, O’ndan yardım ister ve O’nun bağışlamasını dileriz” (Tirmizî, Vitir, 116)

dua cümlesi ile başlamıştır.

8. İstiğâse

“İstiğâse”, yardım istemek demektir. Kur’ân’da dua etmek anlamında kullanılmıştır. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz:

“Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: ‘Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim’ diye duanızı kabul buyurmuştu.” (Enfâl, 8/9)

9. İstiğfâr

“İstiğfâr”; Allah’tan af ve mağfiret dilemek demektir. Af ve mağfiret dilemek, Allah’ın affetmesi için O’na dua etmek, yalvarmak demektir. Nuh Peygamberin, kavmine hitabını içeren şu ayeti örnek olarak verebiliriz:

“Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır, dedim.” (Nûh, 71/10)

“Vallahi ben günde yüz defa Allah’tan mağfiret diliyorum.” (Müslim, Zikir, 41)

10. İstiâze

“İstiâze”, bela, kaza, âfet ve kötülüklerden Allah’a sığınma, O’ndan kendisini korumasını isteme anlamındadır. Şu ayet ve hadisi örnek olarak verebiliriz:

 “Nuh; ‘Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş ol maktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen, ben hüsrana uğrayanlardan olurum’ diye niyazda bulundu.” (Hûd, 11/47)

“Allah’ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzzam hastalığından ve her türlü kötü hastalıktan sana sığınırım.” (Ebû Davud, Salât, 367)

11. Tövbe

“Tövbe”, insanın günahına pişmanlık duyması ve Allah’tan af dilemesi demektir. Tövbe eden insan, Allah’a dua edip yalvarmış olur.

 “O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.” (Hûd, 11/61) Ayette “tövbe edin” emrinden sonra Allah’ın duaları kabul eden olduğunun bildirilmesi, tövbe etmenin de dua anlamına geldiğini ifade eder. “Zikir” (Allah’ı anma), “tesbih” (Sübhânellah / Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim), “hamd” (Elhamdülillâh /Allah’a hamd olsun), “tehlil” (lâ ilâhe illallah / Allah’tan başka ilâh yoktur), “tekbir” (Allâhü ekber / Allah en büyüktür) “senâ” (Allah’ı övme) ve “şükür” (Allah’ın verdiği nimetlere teşekkür etme), “icâbet”, “istîcâb” ve “tenciye” (duayı kabul etme), “keşf” (sıkıntıları giderme, kaldırma) kavramları “dua” kavramının mana alanını oluşturur.

Kaynak:Diyanet