Efendimiz(s.a.v)’in Kronolojik Hayatı

M.S. 571 – Fil Olayı. Habeşistan’ın Yemen Valisi Ebrehe, Kâbe’ye saldırdı.

20 Nisan 571 – İnsanlığın en büyük önderi Hz Muhammed (s.a.v.) doğdu.

575 –   Süt annesi Halime’nin yanında dört sene kaldıktan sonra ailesine geri döndü 

576 – Annesi Amine ve hizmetçileri Ümmü Eymen ile birlikte Medine’ye gidip babasının mezarını ziyaret etmesi ve dönüşte Ebvâ’da annesinin vefâtı.

578 Peygamber Efensimiz’in Dedesi Abdulmuttalib’in vefatı ve amcası Ebû Talib’in himâyesine girmesi.

583 – Amcası Ebû Talib ile Suriye’ye ticaret kervanıyla gitmesi ve Busra’da Bahîra’nın, bu genç çocuğun beklenen son peygamber olabileceğini sezmesi.

588 – Diğer amcası Zübeyr ile Yemen seyahati.

591 – Kureyş-Hevâzîn arasında dört yıl süren Ficar harbinde tarafsız kalması ve Hılf’ûl Fudûl Cemiyeti‘ne girmesi, bununla hep iftihar etmesi.

595 – Hz. Hatice’nin kervanını Şam’a götürmesi, Meysere’nin Hz. Muzammed (asv)’e hayranlığı.

596 – Hz. Hatice ile evlenmesi, Ebû Talib’in nikâh töreninde konuşması.

598 – Oğlu Kasım’ın doğması. (Kendisine Ebul Kasım denilmesi).

599 – Hz. Ali’nin doğması.

600 – Kızı Zeyneb doğdu,

604 – Kızı Rukiye doğdu,

608 – Kızı Ümmügülsüm doğdu.

608 – Muhammed’ül Emîn denilen Hz. Muhammed’in Kâbe hakemliği.

610 – Hira mağarasında (Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde) ilk vahyin gelişi, peygamber oluşu. En yakınlarını İslâm’a davet etmesi. Hz. Hatice, Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve Hz. Zeyd’in Müslüman olmaları. 
        – Kızı Hz. Fatma’nın doğumu.

613 – Üç yıl gizli davetten sonra Safâ Tepesi’ne çıkıp açıktan davete başlaması.

615 – Müşriklerin ağır baskıları üzerine Hz. Osman liderliğindeki 14 Müslümanın Habeşistan’a hicreti. Putperest müşriklerin zulüm ve işkencelerini iyice artırmaları üzerine Müslümanların Dâr’ul Erkam’a sığınmaları.

616 – Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman olmaları.
        – İran Hükümdârı Perviz’in, Suriye ve Mısır’ı zabtetmesi.

617 – Hz. Ali’nin ağabeyi Cafer- i Tayyar liderliğindeki (13 kadın, 77 erkek) 90 Müslümanın ikinci Habeşistan hicreti. Müşriklerin muhacirleri geri istemesi.
        – Habeş Necâşî’sinin, Hz. Câfer’in okuduğu ayetlerden etkilenerek, bunu reddetmesi.
        – Kureyş kabilesinin Haşimoğulları’yla münâsebeti keserek boykot ilanı.

619 – Kureyş’in üç senelik ablukayı kaldırması. Hz. Hatice ve hemen peşinden Ebû Talib’in vefatı. Müslümanların sevinçle üzüntüyü bir arada tatması (Hüzün Yılı).

620 – Peygamberimiz (asv)’in İslâm’a davet için Taif’e gitmesi. Ağır hakaretlere uğrayarak Mut’im bin Adiy himâyesinde geri Mekke’ye dönmesi.
        – İsrâ ve Mi’rac Olayı. Allâhu Zülcelâl’in Peygamberimizi onurlandırması.
        – Peygamberimiz (asv)’in hac münâsebetiyle dışarıdan gelen yabancılarla görüşmesi.
        – I. Akabe Biatı. Medineli (Yesribli)12 kişinin müslüman olması. Beş vakit namaz farz kılındı.

621 – II. Akabe Biatı. Peygamberimiz (asv) geçen yıl Medinelilere İslâm’ı ve Kur’an’ı öğretmek için Mus’ab b. Umeyr’i göndermişti. Mus’ab’ın gayretiyle 75 kişilik Evs ve Hazreçli, Peygamberimizle gizlice buluştu, O’nu Medineye davet etti.

622 – Hz. Muhammed (asv)’in, dostu Hz. Ebû Bekir’le Mekke’den Medine’ye hicreti.  Hicrî takvimin başlangıcı.
       – Rasûlullah (asv)’ın Kuba Mescidi’ni yaptırması. Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırması ve ilk hutbeyi okuması. Neccâr oğullarının Rasûlullah (asv)’ı Medineye götürmesi.
       – Ebû Eyyûb el Ensârî’nin evinde yedi ay misafir kalması.
       – Muhacirlerle Ensar arasında kardeşliğin kurulması.
       – Mekke’de nişanlandığı, Hz. Ebubekir’in kızı Hz. Aişe ile evlenmesi.
       – Bizanslıların Suriye ve Mısır’ı İran’dan (Sâsânîler’den) geri alması.

623 – Medine’de Mescid-i Nebevî’nin ve Hâne-i Saâdet’in yedi ayda inşâsı.
       – Ezanın meşrû kılınması. İlk nüfus sayımı.
       – Mescidin önünde fakirleri barındırmak için Suffa yapılması.
       – Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan, Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe-i Muazzama’ya çevrilmesi.
       – Müslümanlarla Yahudiler arasında vatandaşlık antlaşması.
       – Medine İslam Şehir Devleti’ nin ilk anayasasının hazırlanması.
– Medine Şehir (site) Devleti’nin kurulması. Yönetimin başına Allah Rasûlünün geçmesi. (Müslümanlar hicretle; ezilen horlanan bir cemaatten devlete geçmişlerdi. Hz. Muhammed (s.a.v.) Mekke’de yalnızca bir peygamberdi. Şimdi ise hem peygamber, hem de bir devlet başkanı idi).
       – Cihada izin verilmesi.

624 – İslam’da ilk harb olan şanlı Bedir zaferi ve küfrün elebaşısı Ebû Cehil’in öldürülüşü (Yerine Ebû Süfyan’ın geçmesi).
       – Ramazan orucunun ve zekâtın farz kılınışı. İlk bayram namazı.
       – Peygamberimiz (asv)’in kızı ve Hz Osman’ın hanımı Rukiye’nin vefatı.
       – Peygamberimiz (asv)’in kızı Hz. Fatma ile Ebû Talib’in oğlu Hz. Ali’nin evlenmesi.
       – Yahudilerin Müslümanlara karşı düşmanca harekete başlamaları, münâfıkların türemesi.

625 – Uhud harbi, Hz. Hamza’nın şehid olması.
        – Hz. Hasan’ın doğumu (Ramazan ayında)
        – Peygamber Efendimiz (asv)’in Hz. Ömer’in kızı Hafsa ile evlenmesi.
        – Reci’ vak’ası: İslâm’a davet için çevre kabilelere gönderilen muallimlerden dördünün şehid edilmesi, Zeyd ve Hubeyb’in Mekkeliler’e satılması ve şehid edilmesi.
        – Bi’r-i Maûne faciası: Necid’e gönderilen yetmiş muallimin şehâdeti.
        – Benî Nâdir Gazvesi: Şımaran Yahudilerin sürgün edilmesi.
        – Hz. Hüseyin’in doğumu. (Şaban ayında)
        – Tercüme işlerinde Yahudilere güven kalmadığından Hz. Peygamber (asv)’in Zeyd b. Sabit’e İbrânice öğrenmeyi emretmesi.

626 – Dûmetü’l Cendel Gazvesi. Suriye’de toplanan eşkıyalar dağıtıldı.
        – Peygamberimiz (asv)’in Ümmü Seleme ile evlenmesi.
        – İçki ve kumarın haram kılınması.

627 – Hendek (Ahzab) Harbi: Medine’yi kuşatan müşriklerin perişan olmaları.
        – Hendek harbinde hainlik eden Benî Kureyza Yahudilerin cezalandırılmaları.
        – Peygamberimiz (asv)’in, halasının kızı Zeyneb ile evlenmesi.
        -Müreysî (Benî Mustalık) Gazâsı: Bu kabile Medine’ye saldırmak istediğinden susturuldu. Dönüşte ifk (Hz. Aişe’ye iftira) dedikodusu yayıldı.
        – Teyemmüm meşrû kılındı.

628 – Hudeybiye Antlaşması. Bazı şartları ağır görülen bu antlaşma Müslümanlar için siyâsî bir zaferdi. Çünkü, bu antlaşma ile Mekke müşrikleri İslam Devleti’ni resmen tanımış oluyorlardı. 10 yıllık ateşkes süresi içinde Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyş tarafından emîn olarak tebliğ faaliyetlerini rahatça sürdürebilecekti. Bu sayede zamanın hükümdarlarını İslâma davet fırsatını buldu. Mektuplar göndererek onları İslâm’a çağırdı. (Bizans İmparatoru Heraklius’a, İran Kisrâsı Perviz’e, Mısır Azîzi Mukavkıs’a, Habeşistan Necâşîsi’ne, Yemen Vâlisi Bâzân’a, Bahreyn, Umman, Dımeşk (Şam) ve Yemâme emirlerine elçiler ve mektuplar gönderdi. Yemen Vâlisi, Bahreyn ve Umman emîri, Habeş Necâşîsi (gizli) Müslüman oldu. Heraklius ile Mukavkıs elçilere iyi davrandı.)
        – Hayber’in Fethedilmesi. Hz. Ali’nin dillere destan kahramanlıklar göstermesi, Yahudilerin baş cengâveri (savaşçısı) Merhab’ı bir hamlede yere sermesi.
        – Fedek Yahudileri’nin vergiye bağlanması.
        – Bir Yahudi kadının Hz. Muhammed (asv)’i (zehirli etle) zehirleme girişimi.
        – Peygamberimiz (asv)’in Hz. Safiyye ile evlenmesi.
        – Mut’a nikâhının yasaklanması.
        – Mekke’den Habeşistan’a göçmüş olan Müslümanların Câfer-i Tayyar başkanlığında Medine’ye dönmeleri. Necâşi tarafından Peygamberimize gıyaben nikâhlanan Ümmü Habibe vâlidemiz de bu kafiledeydi.
         – Bizans-İran savaşı. İran’da müthiş veba salgını.

629 – Hudeybiye Antlaşması hükümlerine göre Müslümanların Kâbe’yi ziyaret etmeleri (Umret’ül Kazâ).
        – Halid bin Velid ve Amr İbnü’l As’ın Müslüman olup Medine’de Müslümanlara katılması.
        – İran’ın Yemen Vâlisi Bazan’ın Müslüman oluşu.
        – Mu’te Harbi. İslam sancaktarı Zeyd bin Hârise, Cafer-i Tayyar ve Abdullah bin Revâha’nın peşi peşine şehit olmaları. Halid bin Velid’in askerî dirâyeti sayesinde üç bin kişilik İslam ordusunun, yüz bin kişilik Bizans ordusuna zor anlar yaşatması ve ordunun fazla zâyiat vermeden geri çekilmesi. Mu’te Savaşı, Suriye’de Müslümanların Bizans’la ilk karşılaşması idi.
         – Zâtu’s-Selâsil Olayı’nda Amr İbnü’l As’ın kumandanlık etmesi.

630 – Mekke’nin Fethi, Kâbenin putlardan temizlenmesi. Gâlibin, mağlupları toptan affederek dünyada eşine rastlanmayan bir büyüklük göstermesi. İşte İslâm İnkılâbı!..
        – Ebû Süfyan ve oğlu Muaviye’nin Müslüman oluşu.
       – Huneyn Gazâsı ve Evtas Savaşı.
       – Taif’in muhasarası, putlarının Ebû Süfyan ve Mugîre’nin eliyle yıkılması.
       – Savaş esirleri arasında (Halime’nin kızı) süt kardeşi Şeymâ’yı görünce serbest bırakması ve Hevâzîn heyetine bütün esirlerin serbest bırakıldığını bildirmesi.
       – Savaş ganimetlerinden müellefe-i kulûba (kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlara) hisse verilmesi.
       – Çevredeki bazı Arap emirliklerine elçiler göndermesi.
       – Kasîde-i Bürde şairi Kâ’b bin Züheyr’in Peygamberimiz (asv)’in huzuruna gelerek “Bânet Suâdü” diye başlayan meşhur kasîdesini okuması ve “Peygamber etrafı aydınlatan bir meşaledir, her fenâlığı kökünden kazıyan Allah’ın kılıçlarından biridir” beytini söyleyince Efendimiz (asv)’in çok memnun olması ve Hırka-i Şerîf’ini hediye etmesi.
       – Kızı Hz. Zeyneb’in vefatı. Eşi Mâriye’den oğlu İbrahim’in doğumu.
       – Mescid-i Nebevî’de üç basamaklı bir minber yapılması.
       – Tebük Seferi. Peygamberimiz (asv)’in son gazâsı. Bir çatışma olmadı ama çok zor şartlar altında dünyanın en büyük devleti olan Bizans’a karşı 30 bin kişilik bir ordunun gönderilebilmesi askerî ve siyâsî bir zaferdir.
       – Münafıkların Tebük Seferi’ne katılmaktan kaçınmaları ve toplandıkları fesat yuvası Mescid-i Dırar’ın yıktırılması.
       – Sulh ve sükûn devresi. Elçiler yılı (Senetü’l Vüfûd). Yetmiş kadar kabileye heyetler ve muallimler gönderilmesi, bütün kabilelerden gelen heyetlerin Müslüman olduklarını arz etmeleri.
       – Sevgili oğlu İbrahim’in vefatı. Necâşî için gâib namazı kılması.

631 – Hz. Ebubekir’in hac emirliği.

632 – Peygamberimiz (asv)’in (ilk ve son) Vedâ Haccı ve yüz bini aşkın hacıya yaptığı Vedâ Hutbesi. İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi’nden asırlarca önce insan haklarının ilânı.
       – Müslümanlığın hemen hemen bütün Arabistan’a yayılması. (M. Hamîdullah’ın tahminine göre Müslümanların sayısı bu sırada 400. 000 idi.)
       – Peygamberimiz (asv)’in Bakî Mezarlığı’na esrârengiz bir ziyaret yaparak âhirete göçmüş mü’minleri selamlaması ve şehidlere duası.
       – Vefâtından üç gün önce Hz. Ali ile Fahd’a dayanarak mescide gelip cemaata namaz kıldırması, ashâbına hayır temennîlerde ve son tavsiyelerde bulunması.

Fazîlet dolu nurlu bir hayattan sonra bu fânî âlemden ebedî âleme göç etmeleri ve ruhunun Refîk-i A’lâ’ya (Yüce Dost’a) yükselişi.

Salâtımız O’nadır, selâmımız O’na… Rabbim bizi şefaatından ayırmasın. (Amin)

Kaynak:Sorularlaİslamiyet

Asker

Bir asker, namaz kılan diğer askere sordu…:

– Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 defa namaz kılıyorsun.

Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:

– Şu insan niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ”yat” dese yatıyor, ‘kalk’ dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?’

Diğer asker cevap verdi:

-‘Evet! O da benim gibi biri insan ama rütbesi var, omuzun da yıldızı var’.

Namaz kılan askerin cevabı müthişti:

-Ey arkadaş! Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana
itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini
tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren Allah’a niçin itaat etmeyeyim?
Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?

Kurban

Kurban kelime olarak yaklaflmak, yakınlaflmak anlamlarına gelir. Terim olarak dinen zengin say›lan insanların Allah’a yaklaflmak için kestikleri belli özelliklere sahip olan bir hayvandır. Kurban, Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günü kesilir.

Kur’an’da “Rabb’in için namaz kıl, kurban kes” (Kevser suresi 2. ayet) buyrulmaktadır.

keçi, deve vb. hayvanlardan kurban olur. Kurban olacak hayvanın sağlıklı olması ve sakat olmaması gerekmektedir. Kurban, sosyal bir ibadettir. Çünkü kesilecek kurbanın eti ile ihtiyacı olanlar sevindirilecek, geri kalanı komşu ve akrabalarla beraber yenilecektir.

Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır; “Onların etleri ve kanları Allah’a ulaşlmaz.  Ancak sizin takvanız ona ulaşır…” (Hac suresi 37.ayet)

Kurban, Allah için yapılan fedakarlıkların ve şükrün simgesidir. Çünkü Allah,
Hz. İbrahim(a.s)’ı denemek için oğlunu kurban etmesini istemiş, o bu emri yerine getirirken
kendisine büyük bir kurbanlık verilmiştir. O da bu hayvanı kurban etmiştir.

Sadaka

Bir insanın kendi isteğiyle yalnızca Allah rızası için yaptığı her türlü yardım ve iyiliğe sadaka denir. Sadakada
miktar ve zaman sınırlaması yoktur. İnsanlar bu yardımı istedikleri zamanda ve miktarda yapabilirler. Ayrıca sadaka
verecek kişinin zengin olması gerekmez. Bu yüzden sadaka, zekâttan daha kapsamlı bir yardım şeklidir.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyuruyor: “Sadaka malı eksiltmez…” (Müslim, Birr, 69.)

 

Allah, insana verdiği nimetlerden başkalarını da faydalandırmasını tavsiye etmiştir. Elindeki
imkânları başkalarıyla paylaşan insanlar aynı zamanda Allah’a şükretmiş olurlar. Ayrıca Allah,

“Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.” [Hadîd suresi, 18. ayet]

buyurarak böyle davrananlara yaptıkları iyiliklerin karşılığını fazlasıyla vereceğini bildirmiştir.

 

Sadakanın Dindeki Yeri ve Önemi

 

İslam dini, yoksulları ve düşkünleri koruyup kollamayı öğütlemiştir. İnsanlara yardım etmeyi ve
eldeki imkânları başkalarıyla paylaşmayı teşvik etmiştir. Allah, Kur’an-ı Kerim’de bu konu ile ilgili
şöyle buyurmuştur:

“… Aranızdan, inanıp da (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük ecir vardır.”[Hadîd suresi, 7. ayet]

Kişinin yakınları için yaptığı harcamalar da sadakadan sayılmıştır. Bu husus bir ayette şöyle
ifade edilmiştir:

”…Anaya, babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan (hizmetçi ve benzeri) kimselere iyilik edin…”[Nisâ suresi, 36. ayet]

Dinimiz, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem vermiştir. Peygamberimiz yardımlaşmanın önemini şöyle dile getirmiştir:

“…Kim Müslüman kardeşine yardım eder ve onun ihtiyacını karşılarsa; Allah da ona yardım eder. Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse; Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir…”[Buhari, Mezalim, 3. ; Müslim, Birr, 58.]

Hz. Muhammed’in verdiği bu müjdeli haber, Müslümanları, toplumsal yardımlaşmaya yöneltmiştir. Bu yardımlar zamanla kurumsal hâle gelmiştir. Atalarımız, dinimizin bu emrini yerine getirmek için çaba harcamışlardır. Yoksul ve
kimsesizlerin beslenmeleri için aşevleri (imarethaneler), hastaların tedavisi için hastaneler (darü’şşifalar),
yaşlıları korumak için huzurevleri (darü’l-acezeler) açmışlardır. Ayrıca öğrencilere yardım etmek, öksüz kızlara çeyiz hazırlamak, bilimsel çalışmalara katkı sağlamak, hatta ağır kış şartlarında, hayvanlara yiyecek sağlamak gibi çok yönlü hizmet veren vakıflar kurmuşlardır. Müslümanın, ihtiyaç sahibi kimseleri düşünmesi, onlara yardım elini uzatması gerekir. Örneğin, Medineli Müslümanlar, Mekke’den gelen muhacirleri kendilerine kardeş kabul etmişler, yiyecek ve içeceklerini onlarla paylaşmışlardır.

Abdest Nedir Ve Nasıl Alınır ?

Abdest, belirli organları usulüne uygun olarak yıkamak ve başı mesh etmek suretiyle yapılan temizlik niteliğinde bir ibadettir. Abdest namazın hazırlık şartlarındandır.

Abdestin gerekliliği Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı da yıkayın…”[1]

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “…Ümmetim kıyamet gününde, abdest dolayısıyla yüzleri ve ayakları parlayarak geleceklerdir. O hâlde sizden hanginiz nurunu artırabilirse bunu hemen yapsın.”[2]

Buyurarak abdestin önemine dikkat çekmiştir. Abdestsiz olarak namaz kılınamayacağı gibi Kâbe de tavaf edilemez.

Abdestin Farzları: 

  • Yüzü yıkamak.
  • Elleri ve dirseklerle beraber kolları yıkamak.
  • Başı mesh etmek.
  • Ayakları topuklarla birlikte yıkamak.

Abdestin Sünnetleri:

  •  Abdest almaya niyet etmek.
  •  Abdeste başlarken besmele çekmek.
  • Yıkanan her organı üçer defa yıkamak.
  • Ağzı ve burnu temizlemek.
  • Abdestten önce dişleri fırçalamak.(Misvak kullanmak)
  • Başın tamamını mesh etmek.
  • Kulakları ve boynu mesh etmek.
  • Abdest uzuvlarını sırasıyla, ara vermeden ve ovarak yıkamak.
  • Kolları ve ayakları yıkamaya sağdan başlamak.

Abdestin Alınışı:

  • Önce eûzü- besmele çekilir.
  • Ardından, “Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya.” denilir.
  • Eller bileklere kadar yıkanır.
  • Ağız ve burun üç kez yıkanır.
  • Yüz, üç kez yıkanır.
  • Sağdan başlamak üzere kollar dirseklerle beraber üç kez yıkanır.
  • Baş ıslak elle mesh edilir.
  • Kulaklar temizlenir ve boyun mesh edilir.
  • Sağdan başlamak üzere ayaklar yıkanır.

Abdest alırken kıbleye dönmek, suyu ölçülü kullanıp etrafa sıçratmamak,

Abdest dualarını veya bildiği dualardan okumak,

Abdest sonunda kelime-i şehadet getirmek, abdestin adabı olarak tavsiye edilmiştir.

Tuvalet ihtiyacını gidermek, yellenmek, kusmak, uyumak, bayılmak ve namazdayken gülmek abdesti bozar.

Ayrıca guslü gerektiren cünüplük, âdet ve lohusalık hâlleri de abdesti bozar.

namaz duaları

 

Gusül Nedir Ve Nasıl Alınır ?

Gusül, ağzı ve burnu suyla temizlemek ve bütün bedeni, hiç kuru yer bırakmaksızın yıkamaktır.
Bu yıkanma şekline boy abdesti de denir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış her Müslümanın bazı
özel durumlarda boy abdesti alması Allah’ın kesin bir emridir(farzdır). Kur’an-ı Kerim’de bu emir şöyle ifade edilmiştir:
“…Eğer cünüp oldunuz ise boy abdesti alın…”[Mâide suresi, 6. ayet]

Boy abdestini gerektiren özel durumlar, cünüplük ile kadınlarda âdet ve lohusalık hâlinin son bulmasıdır.
Gerekli durumlarda boy abdesti almayan bir Müslüman, namaz kılamaz ve Kâbe’yi tavaf edemez.

Boy abdestinin farzı üçtür:
• Ağzı temizlemek.
• Burnu temizlemek.
• Bütün bedeni yıkamak.

Sünnete ve adabına uygun olarak gusül şöyle alınır:

  • Eûzü-besmele çekilir. “Niyet ettim Allahrızası için boy abdesti almaya.” denir.
  • Bedenin herhangi bir yerinde bulunan kirler giderilir.
  • Namaz abdesti gibi abdest alınır.
  • Özellikle ağız ve burun iyice temizlenir.
  • Daha sonra bütün beden, kuru yerkalmayacak şekilde yıkanır.
  • Yıkanırken suyun israf edilmemesine dikkat edilir.
  • Peygamberimiz, temizliğe önem vermemizi istemiş, özellikle cuma ve bayram gibi özel günlerde de boy abdesti almamızı öğütlemiştir. Ayrıca hac ve umrede ihrama girerken boy abdesti almak da sünnettir.

Teyemmüm Nedir ve Nasıl Yapılır ?

Teyemmüm: Su bulunmadığı veya bulunup ta kullanılamadığı takdirde, temiz olan toprağa sürülen ellerle yüzü dirseklere kadar kolları mesh etmektir. Ayrıca bu işin, abdestsizliği gidermek maksadıyla yapılması gerekir.

Teyemmüm Şöyle Yapılır:

*  Besmele getirip namaz için tahareti niyet etmelidir.

* Parmaklar açık olduğu halde iki eli toprağa vurduktan sonra ileri sürüp geri çekmelidir.

* Elleri kaldırınca, eğer fazla tozlanmışlarsa onları yan yana getirip birbirine hafifçe vurmalı. Bu şekilde ellerdeki tozlar silkelendikten sonra, bu ellerle bütün yüzü meshetmelidir.

* İlk vuruşta yapıldığı gibi elleri yine temiz toprağa tekrar vurduktan sonra silkmeli ve sol elin baş parmağını ayırarak diğer parmakların iç tarafları ile sağ elin parmak uclarından başlayarak kolun dış tarafını dirseklere kadar çekip meshetmeli.

*Sağ elin iç tarafına dönerek sol elin baş parmağı ile serçe parmağını halka ederek baş parmakla beraber elin ayası ile dirsekten bileğe kadar elin iç tarafını meshetmeli. Baş parmağı daha ileriye yürüterek sağ elin baş parmağının üstünü de meshetmelidir.

* Sol ele sağ elin meshedilişi gibi, aynen sağ elle de sol eli meshetmelidir.

Farzları:

1) Niyet etmek.

2) Toprak veya toprak cinsinden bir şeye, ellerini iki defa vurup birincide yüzü, ikincide kolları mesh etmektir.

Sünnetleri:

1) Teyemmüme eûzü besmele ile başlamak.

2) Sırayı gözetmek

3) Ara vermeden birbiri ardınca yapmak.

4) Toprağa vurunca evvela elleri ileri sürmek sonra geri çekmek.

5) Parmakların arasını açık tutmak.

6) Elleri yerden kaldırınca toz varsa birbirine vurup silkelemek.

Lokman Hakîm’den Oğluna Nasihatlar

1. Ey babasının canı canım evlâdım, ciğerpârem; Hak Teâlâ Hazretleri’ni tanı.

2. Başkasına nasihat etmeden evvel, kendin o tavsiye edeceğin şeyle âmil ol.

3. Kendi ölçüne, bilgi ve haddine göre söz söyle.

4. Herkesin «kendine göre olan» kadrini bil.

5. Herkesin hakkına riâyet et.

6. Sırrını sakla.

7. Dostunu müşkül zamanda dene.

8. Dostunu ikbal/yükselme veya idbar/gözden düşme zamanında sına… 

9. Ahmak ve cahil kimseden uzak dur.

10. Aklı başında ve âlim olan dostu tercih et.

11. Hayırlı işler uğrunda gayret sarf etmekten geri durma.

12. (Eğitimsiz ve ham) kadınlara güvenme.

13. Bir tedbir alacağın zaman, ahlâk ve bilgi sahibi kimseye danış.

14. Delil ve ispatını hazırladıktan sonra, söz söyle.

15. Gençlik zamanını ganimet bil.

16. Bilhassa gençlik zamanında, iki cihana (dünyaya ve âhirete) ait işlerin dürüst olsun.

17. Dostlarına ve ahbaplarına saygı ve ikram göster.

18. Dostlara da düşmanlara da güler yüz göster.

19. Anayı ve babayı ganimet bil (onlara saygı göstermekte ve hatırlarını hoş etmekte kusur etmeyip, tecrübe ve nasihatlerinden istifade et).

20. İyi bir üstâdı baba yerinde tut (ona karşı babana olduğu gibi, sevgi ve saygı besle).

21. Masrafını gelirine göre ayarla, (ayağını yorganına göre uzat!).

22. Her işte ortalama davran (ifrat ve tefrite sapma, mûtedil ol).

23. Cömertliği âdet edin.

24. Misafirine karşı ne hizmet gerekirse yerine getir.

25. Birinin evine misafir gittiğin vakit gözünü ve dilini sıkı tut. (Etrafa göz gezdirmekten ve gevezelikten sakın.)

26. Herkesle hoş geçin.

27. Çocuklarının talim ve terbiyesine dikkat et.

28. İmkân bulursan; ata binmeyi ve ok atmayı öğren.

29. Vücudunu ve üstünü-başını temiz tut.

30. Ayakkabını giyerken sağ ayağından ve çıkarırken sol ayağından başla.

31. Herkesle, kendi ölçüne (iş gücüne, yaşına, mevkiine, şahsî değerine göre) muamelede bulun.

32. Geceleri lâf ederken sessiz konuş, gündüzleri konuşurken etrafa göz gezdir. (Sırrına sahip ol)

33. Az yemeyi, az uykuyu ve az konuşmayı âdet edin.

34. Kendin için hoş bulmadığın şeyi başkalarına da revâ görme.

35. Yapacağın işleri bilerek ve düşünerek yap.

36. Bilmediğin şeyde ustalık taslama.

37. Kadına ve çocuğa sır söyleme.

38. Başkalarının refah ve saâdetine göz dikme.

39. Soysuz kimselerden vefâ umma.

40. Hiçbir şeye karşı kayıtsız davranma.

41. Olmayacak şeyi olur sanma (yarım kalmış bir işi olmuş sayma).

42. Bugünkü işi yarına bırakma.

43. Senden büyüklerle şakalaşma.

44. Büyüklerle konuşurken sözü uzatma.

45. Halka küstahlık isnad etme (kimseyi hor görme).

46. Sana arz-ı ihtiyaç eden kimseyi boş çevirme.

47. Eski münakaşaları anma.

48. Başkasının menfaatine ortaklık etme.

49. Malını dosta, düşmana teşhir etme (dosta, düşmana karşı malınla övünme).

50. Hısım, akraba ile alâkanı kesme.

51. İyi kimselerin aleyhinde söz söyleme.

52. Kendini beğenme.

53. Halkın ittifakla üzerinde durduğu şeye sen de uygunluk göster.

54. Parmaklarını ağzına, burnuna sürtüştürme.

55. Herkesin yanında dişlerini ayıklama.

56. Ağzını, burnunu sessizce temizle.

57. Esnerken ağzını elinle kapat.

58. Bir kimseye karşı üstünlük taslayarak çalım satma.

59. Parmağınla burnunu karıştırma.

60. Konuşurken, sözlerine alay ve düşük şaka nev’inden güldürücü lâflar karıştırma.

61. Bir kimseyi, başkasının yanında mahcup etme.

62. Kaş, göz işaretiyle; şunu-bunu yere serecek veya küçük düşürecek harekette bulunma.

63. Söylenen lâkırdının tekrarını isteme.

64. Gülünç söz söylemekten çekin.

65. Başkasının yanında, kendini veya ailenden birini methetme.

66. Kendini kadınlar gibi süsleme.

67. Çocukların keyfine uyma.

68. Diline sahip ol.

69. Söz söylerken ellerini oynatma.

70. Herkese karşı saygılı davran.

71. Kötü kimselerle arkadaş olma.

72. Ölen bir adamı zemmetme.

73. Elinden geldiği kadar kavga ve nizâdan çekin.

74. Kuvvetini denemeye çalışma.

75. İyiliği tecrübe edilmiş şeyler (veya insanlar) hakkında sû-i zanda bulunma.
76. Kendi ekmeğini başkalarının sofrasında yeme.

77. Acele iş görme.

78. Dünya işleri için kendini fazla üzme.

79. Seni tanımak istemeyen kişiyi sen tanı.

80. Öfkelendiğin zaman sözünü tartarak söyle.

81. Burnunu, elbise kolu ile silme.

82. Herkesin karşısında yemek yeme.

83. Yolda giderken büyüklerin önünde yürüme.

84. Bir kimse konuşurken araya lâf karıştırma.

85. Güneşin doğacağı vakitlerde uyuma.

86. Başını dizlerinin üzerine koyma.

87. Sağa-sola bakma, daima önüne bak.

88. Mümkün olduğu kadar, eyersiz ve koşumsuz çıplak ata binme.

89. Misafir yanında bir kimseyi azarlama.

90. Misafire iş buyurma.

91. Deli ve sarhoş adama lâkırdı söyleme.

92. İşsiz, güçsüz, serseri adamların yanında oturma.

93. Kâr ve ziyan kaygısıyla kimseye yüzsuyu dökme.

94. Hem fodul, hem kibirli olmaktan sakın.

95. Kimsenin düşmanlığını celbetme.

96. Kavga ve gürültüden uzak dur.

97. Daima yanında para ile çakı, bir de parmağında yüzük bulunsun. Bunlarsız gezme.

98. Kendini küçük düşürüp, horlatacak dereceye varmamak şartıyla herkese karşı nezaketle muamele et.

99. Tevâzudan ayrılma.

100. Ömrün oldukça Hazret-i Allâh’a sıdk u ihlâs ile müteveccih ve mütevekkil ol.
– See more at: http://www.yuzaki.com/content/view/2632/9/#sthash.xrP7lb5I.dpuf